sır diye tuttum şiiri...



  "Yaşamın bana sunduğu bir ayrıcalık mı bilmem ,

    Elimi sürdüğüm her şeyden göveren sözcükler"


1981 yılında benden habersiz yazdığı bir şiirde böyle demiş Ahmet Erhan . Kendimi kitaplarda arayıp kitaplardan soruyorum ya halimi aldım şiiri konuştum. Dedim; " Bak şiir efendi, sorular cevaplarına muhtaçtır. Sen sordun diye diyorum bu kelimeler ayrıcalıktır evet. Lütuftur. Hediyedir. Benim kelimelerimi de senin kelimelerini de Allah bize emanet etmiştir. " Sustu. Fakat ben susmadım. Tüm şiirlere tüm kitaplara ve edebiyatın kaynağı neredeyse ve dünyaya hangi gülistandan uzuyorsa oraya kadar konuştum. Şükrettim. Bütün şiirleri affettim. Ve kendi şiirimin küçük kanatlarıyla kitaplar içinde gezdim. Herkes için bambaşkadır eminim ama bazı şiirler var ki benim içimi ifşaladı. Bazı şairler var ki sanki yazılabilecek en güzel şiirlerini yazıp ayrıldılar bu diyarlardan ve bize yazacak bir şey kalmadı. 


🍁 En evvel İsmet Özel/ Amentü demek gelir içimden. Her yaş günümde okumak kaidesini son 6 yıldır tuttum yol nereye kadarsa gideriz birlikte...   

"İnsan,

eşref-i mahlûkattır derdi babam

 bu sözün sözler içinde bir yeri vardı "


🍁 İmzadır benim için, gittiğim yere götürürüm yanımda. Nerede başıboş bir kağıt görsem kıyısına eklerim. Duymayan kimse kalmasın vazifesini boynuma borç bilirim. 

"Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir,

Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat"

Yani en uzun geceleri başkasından değil keder bağımlılarından sor demektir bu. Keder ve gece muhakkak çeken bilir.



🍁 Bu ara sık sık Ahmet Murat/ Muhayyer Münacaat şiiri geliyor aklıma. "Allahım biraz konuşabilir miyiz" diye başlıyor, ancak bu devrin münacaatı bu olabilirdi diyorum...

"Allah'ım, beni biliyorsun, bir mutlu son yazdın mı bana, deyiver şu kölene 

bazı repliklerimi unuttum, bazı rolleri çaldım, sahnede uyukladım

Ama şimdi geldi belki de sırası bir müjdenin, bir armağanın 

kullanmadığım kelimelerim var, saklamışım andıkça kamaşmışım

Kayıp dillerin arasından çekip çıkarmışım, kör hafızların lehçelerinden,

Sabahki taaruz için biriktirilmiş sözlerden, istiklal marşlarından ,

Unutulmuş dervişlerin dağarından,vasat alimlerin notlarından,

Aşka yeteneksizlerin ezberinden, okunmayan yazarların defterinden ,

Bütün o sözcükleri topladım, oturdum kumar masasına,

Dünyanın en tuhaf eli bende, talihim bir ucundan tutuşuyor, görüyorum 

Batmak üzere geldim, imha edesin şu beni, kullanıp atasın 

Irmaklar geçirmeyesin, sallardan itesin, tenha koyasın

Senden gayrısına kaymasın gözlerimin ne akı ne karası diye"

Şiir. Dua.Şiir.Kapı.Şiir. Feryat.Ve şiir işte.Dalı budağı yaşamanın. 


🍁 Cengizhan Konuş'un Tarafsız Günler kitabına " En büyük tarafsızlık Allah'ın adaletidir" yazmış dedem. O gün bugündür kitabın yeri başka ben de. İçinde teselliler, dostlara iltifatlar, ağrıyan yerler için prospektüsler. Fakat bir yer var ki...

"Seni yarama kabuk ettim bağladım 

Sana bakmak çehreni incitir diye

Yüzüne yakın bir kelime aradım" 


🍁 Kemal Sayar sakin sakin anlatınca şiiri bir gece oturdum ve ağladım. Benden önce benim yazmak istediklerimi yazmış diye. Huyumdur kıskanırım. Bu kelimeleri çok kıskandım. 

"Ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle 

Tırmanırım kalbinin en tepesine ve işte

Zakkumların diliyle konuşabilirim seninle 

rüzgarın ve acının bildiği dilde 

Acelesiz, hiç yarışmadan

Sessiz oturabilir miyiz seninle ?" 

Fakat sessiz kalmak benim için çok kolay. Bir ucundan yakaladım mı yemin diye tutarım bozmam. Konuşmak dünyanın bütün dillerinde zor. Kelimeleri unuturum. Kainatın tüm dilleri bana uzak kalır. Sanki az evvel doğmuşum ve kendimi ifade edebilmek için mütemadiyen birinin desteğine ihtiyacım varmış gibi. Susmak kolay. Ömürlük bir oruç diye bekler dururum.


🍁Ömrüm Leyla'yı savunmakla geçse yorulmam.Herkeslerin ayıpladığı vefasız Leyla. Fakat kolay olan Mecnun olmak. İbn-i Selam'ın gelin kervanında çeyiz niyetine keder götüren Leyla'nın neler çektiğini kim bilir kim sayar. 

"Eğer tutsam gamım elden nihan sabr u kararum yok 

Ve ger şerh-ı gam-ı pinhanım etsem gamküsarım yok 

Esir-i bend-i zindanım elimde ihtiyarım yok 

Bu yetmez mi ki derd arturursun derdime sen hem" 

Gamımı elden gizli tutsam sabrım ve huzurum yok! Gizli gamımı açıklamak istesem, derdimi paylaşacak yok! Zındanda bağlı tutsağım, iradem elimde değidlir. bunlar yetmez mi ki derdimi bir de sen artırırsın!? 

Daha ne desin, söz söylemeye hakkı mı vardı...


🍁Ahmet Erhan / Gülşiir diye bir şiir yazmış ve demiş ki "adını çoktan unuttum o yüzden her güzellik nasılsa kendi adını bulur diye sana Gül dedim" ve uzun uzun anlatmış

"Dünyanın ölümünü gördüm, suyun, toprağın

en yakın dostlarımın birer birer 

vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların 

ölümünü gördüm, ama kimse 

inandıramaz beni öldüğüne sevgilerin!

...

kalbimde yıllardır kabuk bağladı yaralar

ödüm kopuyor, bir gün hepsi birden kanamaya başlayacak diye"


Bu şiiri hiç ezberleyemedim ama nerde güzel görsem aklıma bütün sözcüklere gül ekleyen şair geldi. Güldeniz, Gülyağmur, Gülekmek, Gülşiir. 


🍁    Ömer Lütfi Mete Pervane adlı şiirinde yara da ecza da sen de yarim demek ister. Şiirler boyu da yarim yaramdır, yaram yarimdir der durur. 

"Hey düşman sığınağım, can çekmecem

karanlığındayım yirmi dört ayar 

Sevdiceğim, öldüceğim, işkencem 

yaşın yaşın ruhumu dağlayan yar" 


🍁  Şayet  Hafız, Ömer Lütfi Mete'yi tanısaydı takdir ederdi. Çünkü Hafız da divanı boyunca dedi ki yarin aşkı zehirdir fakat panzehir için tabibe muhtaçlığım yoktur. Halimi hem sorun hem sormayın. Cevap verme gücü ben de yoktur. 

🍁Yavuz bülent Bakiler Harman içinde memleket demiş, ana demiş, dert demiş, aş demiş. Ama en güzel aşk demiş. Her okuduğumda bir başkası en sevdiğim olur. Dün gece Demedim mi en sevdiğimdi. Onunla birlikte azarlıyordum içimi..." Demedim mi yüreğim sevme!" diye diye. Bugün ise Seni bin kalemle oturup yazsam diyeceğim.

"Seni  bin kalemle oturup yazsam 

Bin yeni türküyle işlesem seni

Kalemlerin boynu bükük kalır tastamam 

Türküler anlatamaz yüreğimden geçenleri" 

Tarifi imkansız kelimeler var. Yani o kelime ki bütün bir sözlükle dahi anlatılmaz...

🍁 Kaan Murat Yanık Kum diye bir şiir yazmış ve demiş ki ancak şiir tanımlar o dediğiniz kelimeyi...

"Ben gerçekleri severim bilirsin, 

büyülü gerçekler de dahil bu sevgiye.

Mesela seni anlatırken hiç cimrilik yapmıyorum,

yazmak bedava, düşünmek bedava nasıl olsa,

ee Allah biraz akıl da vermiş çok şükür 

daha ne olsun.


Ama senin gerçekle hayal arasında tamamlanmamışlığın var ya, 

o beni müşküle sokuyor biraz.

O yüzden seni şöyle tanımlıyorum seni

iyi dinle;

Eğer sen gerçeksen,

ki, herkes gerçek olduğunu söylüyor,

o zaman şiir diye açıklayabilirim mevcudiyetini.

Sen de bilirsin ki,

gerçekliğin son noktası şiirdir

ve ben şiiri  pek severim."


Daha nice şiir eklemek isterdim. Fakat ne sayfa yeter ne zaman. Bu kadar yeter. Kitapları biraz rahat bırakmakta fayda var. Daha bir sürü işleri var. Yarın  ruz-i mahşerde şahidimiz olacaklar. Öyleyse her güzele gül ekleyecek o şair gibi bitirelim.

Gülkitap.Güledebiyat.Gülkalem.Güldua. 







Yorumlar

Popüler Yayınlar