göğün yüzü*
Sevgili günlük;
İşte buradayım! Koca şehirde seni kendime ayırdım dediğim bir ağaç vardı ve altında gam denizine ulaştırabilmek için görevli bir bank. İşte tam o ağacın ve bankın karşısındayım ve bu satırları yazıyorum. Neden orada oturmadım… Korktum galiba. Böylesi daha uygun geldi. Ufak bir rüzgâr esiyor. Suyun sesini dinliyorum. Bir yandan da Minoo Javan - Ay Sar Kotal çalıyor. Yine de müzik suyun sesini bastıramıyor, biliyor musun? Ağacın saçları havalanıyor esen yel sayesinde. Hayran kalıyorum. Aklıma Şeyh Galip’in Hüsn’ü anlatmak için “kebuter-i naz / naz güvercini” deyişi geliyor. Acaba bu ağacı nasıl anlatırdı, düşünmeden edemiyorum. Uzun saçlarını mesela yahut asil gölgesini anlatacak kelimeleri nasıl bir büyüyle yan yana getirirdi? Bu ağacı kendime aldım. Aldım, kendime sakladım.
Etrafta birileri yok. Böylesi daha iyi. Huzurluyum. İtiraf etmek gerekirse birileri olsaydı yazmaya cesaret edemezdim. Bir arı bana doğru yaklaşıyor; beni çiçek zannetmiştir belki, diyorum. Tercihen sardunya olabilir. Pembe çiçekleri olan bir sardunya olabilirdim. Bisikletiyle geçen bir çocuğun sesi beni ürkütüyor. Suyun ezgisi hiç sekteye uğramıyor. Ve elimde öyle komik bir kalem var ki kendimi pek de ciddiye alamıyorum. “Bu camiye gelmeliyim.” diye aklımın bir köşesine not alıyorum. Bu camiye gelmeliyim. Karşımdaki dağın gürültüsünü de ekliyorum içime. Ağaçları göğe uzuyor heybetle. Bir bağ kuruluyor aralarında. Orada olmak istiyorum. Göğün yüzünü görmek istiyorum. Göğün mavisine karıştırmak istiyorum içimi.
Sevgili günlük;
Bir kuş, ağaç, dağ olabilmek mümkün mü? Bir kuş geldi şimdi. Türünü tam seçemedim ama karga olabilir. Siyah tüylerinin kanat kısımları beyaz. Süs havuzuna yaklaştı. Önce altı yudum su içti. Biraz bakındı. Yedinci yudumu içti. Beni gördü galiba. Sekizinci yudumu içti. Evet, bana bakıyor. Beni görüyor. Aklımın içini duyuyor. Kuş olmak istediğimi hissetti ve belki delirmiş olabileceğimi düşündü. Belki arkadaşlarına benden bahseder. Ve belki kuşlar cumhuriyetinde azılı bir deli olarak sık sık hatırlanırım. Ne komik!
Kuş gitti. Ay Sar Kotal bilmem kaç kere çaldı. Ben de gitmeliyim. Eve gitmeliyim. “Göğün Yüzü” diye bir şiir yazacağım.


Yorumlar
Yorum Gönder