Dünyanın rengi değişiyor ;
Sevgili günlük;
Buradayım işte. Dizlerinin dibinde. Bu sefer sana güzel bir haber getirdim. Müjdemi isterim çünkü bahar geldi! Evet dünyanın rengi değişiyor. Ve artık yanımıza mütemadiyen uğrayan hüzün kuşlarına bir kılıf bulmak zorunda değiliz. Kış da gelir. Gözlerimizdeki yaşlar göğün rahmetine karışır. Ve ben böylelikle ağlıyorum demem de yağmurlara karıştım derim. Lahzeye Gorgo Mısh- Muhammed Motamedi dinliyorum bu kez. Bu şarkı beni hüzünlendiyor.(Diğerleri gibi!)
Yıllar önce yirmilerimin başlarındayken sana bir komşumuzdan bahsetmiştim. Adı Munise olan bir iğde ağacı.Neredeyse sekiz yıldır ahbaplık ediyoruz kendisiyle.Bugün bir kez daha bu vefalı hanımefendiye hayran kaldım. Beni her seferinde sıkılmadan dinledi ve her seferinde ortak oldu. Sanki ben her konuştuğumda yaprakları farklı bir ezgiyle karıştı dünyanın sesine. Böylelikle ben her seferinde kendimi diğer bütün insanlardan bambaşka bir yere koyabildim. Bu zarif hanımefendiye üniversiteli küçük bir kızdan tam zamanlı yetişkine dönüşmüş bu eserekli ve daima yaşamaya içli yanaşan şahsıma bu denli alaka gösterdiği için nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.Düşen yapraklarını saklamaya çalışsam yetişemiyorum. Toprağından bir parçasına bulasam elimi yüzümü dünyanın isine kirine bulanmış tenim yabancılık çekiyor. Böylelikle bocalıyorum.Bir mektup yazsam fakat kendime söz verdim karşılık beklemeyeceğim diye. Biliyorum bekleyeceğim. Üstelik dostumu sonsuz kıskanıyorum. Ağırladığı kuş taifesinden, gövdesine saklanan küçüklerden, yapraklarını selamlayan ışık huzmelerinden ve O'na benden başka selam veren herkesten sonsuz kıskanıyor ve bu histen hiç hoşlanmıyorum.
Bugün yine buradayım. Sokağı sabahtan kalma yağmur kokusu ve bir de Munise Hanım'ın eşsiz rüzigarı muhafaza ediyor. Sanki sırf bu yüzden bu gece uyuyacağımız uyku pamuk üzerine, sırf bu yüzden rüyalar biraz uçmaya benzeyecek. Hey! Şehrimin insanları uyuyun Munise Hanım yanımızda diye bağırmak mütemadiyen insanlara bu güzel hanımefendiyle pek yakın bir dost olduğumu iftiharla anlatmak istiyorum.
Sevgili günlük ;
Çocuktum annem eve çiçek dalları getiriyordu.Dost diye tuttum hepsini. Büyüdüm uçan kuşu, esen yeli, büyükleri küçükleri ve dünyada gözlerimin içine bakan herkesi dostum bilmek zor olmadı. Fakat zannederim hiçbiri bu ortaboylu, yaşlı, dallarından biri zedeli olan iğde ağacı kadar yer edinememiş. Bunu daha iyi anladım.

Yorumlar
Yorum Gönder