mürdezehri'den Nigar Hanım'a, Armand ve Clemence'a


Safahat-ı Kalp, Şair Nigar Hanım'ın on sekiz mektuptan oluşan romanıdır. Yayınevi, sadeleştirilmiş ve orijinal metni bir arada sunuyor okuyucuya. On sekiz mektup sizi romantizm, estetik ve drama üzerinden sarıp sarmalıyor.

Fakat benim girizgâhım bu değil, diyorum kendi kendime.

Şair Nigar Hanım aslında bana pek yabancı da değil. Nazan Bekiroğlu okuyarak büyüdüğüm yıllardan kalma bir tanışıklığımız var. Hâliyle büyük bir ümitle başlıyorum okumaya.

Biliyordum dilim tutulacak.

Biliyordum güzel kelimelerini kıskanacağım.

Fakat hâlis bir muhabbeti ilelebet sürdürmek gayretiyle bağlanacağım.

Belki hadsizce, belki çok küçük bir hareket, hatta hakaret sayacaklar; fakat şimdi ben, Nazan Bekiroğlu ve Nigar Hanım arasında bir bağ var ve bittabi uzaklardan, habersizce bize benzeyenler de buna dâhil.

Şimdi biz, ruh bağıyla bağlananlar, kâinata estetik ve iflah olmayan bir romantizmin eşiğinden bakıyor; dramadan besleniyor ve muhakkak güzelliğe şükrediyoruz.

"Beni tanıyabilselerdi..." diyorum.

Hatta aklımda cümleler beliriyor:

"Pek kıymetli küçüğüm, daha yolunuz uzun."

Diye diye öğütleselerdi edebiyatımı...

İkisi arasında bir kıyas yapamam elbette.Ama Şair Nigar Hanım, içinde bulunduğu dönemin şartlarıyla ve savunduğu düşünce yapısıyla biraz daha yalnızlık ve metafiziksel sorgularla ilerliyor. İsyan etmese de, bazen kader sorgularını henüz telkin etmemişken yansıttığını, küçük küçük öfkelerini seziyorum.

Edebiyat dünyasına katkıları, yaşamayı bunun üzerinden sürdürmesi, yas sürecini, aşkını ve daha birçok duygusunu son derece zarifçe aktarması beni hayran bırakıyor.Kitabı okurken çok defa sayfa sayfa altını çizmek istedim.

Fakat zapt ettim bu toy duyguları.

Ders aldım.

Not aldım.

Edebiyatı çalışır gibi okudum kitabını.

Ve işte bazı cümleleri...

"Sana karşı muhabbet, samimiyet, bağlılık, takdir, hayret, bir gül beğenme... Kısaca her şey; lakin sevda, aşk ve sevda namına hiçbir şey hissetmek istemem. Ondan ne kadar korkarım bilir misin? Hayır, hiçbir vakit tahmin edemezsin. Dayanılmaz bir hastalıktan, hani o insanı ölüme hasret bırakan korkunç hastalıklar yok mu, işte onlardan kaçar gibi aşk ve sevdadan korkarım."

"Ağlamayı sevmem; fakat şimdi ne kadar üzgünüm görüyor musun? Artık gözyaşlarımı kalbime içiremiyorum. Bu elem damlaları elimde olmadan cereyan ediyor..."

"Ey benim hazin hayallerimin kıblesi!"

" Allah'ım, seni bana teselli etmeseydi benim hâlim ne olurdu? Fakat niçin böyle her sevdiğim güzel şeyi gördükçe elimde olmayarak seni düşünüyorum?"


Bir insanın hazin hayalleri, hicranı, kederi olsa dahi; bunları kendine istikamet belirlemek, hayatının bütün yörüngelerini buna nispetle ayarlamak, her şeyi bu yolla meşru kılıp mümkün hâle getirmek... İşte aşk! Hazin ve hayal. Rüya ve heyula. Aşk.



Yorumlar

  1. Çok güzel olmuş. Nazan Bekiroğlu ile Şair Nigar Hanım arasındaki bağı duymuştum. Ama üçünüzün arsında da bir bağ olduğunu duymak beni heyecanlandırdı. Zira Nazan Bekiroğlu okumayı severim, sizi okumayı da sevdim. :) Kim bilir, belki de esin kaynağınız Nigar Hanım'dır.
    edilgen blog/hira

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben naçizane kalbi bir bağ kuruyorum. Teşekkür ederim
      güzel düşünceleriniz için🌸

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar